Yeni eklenen yazıların mailinize gelmesi için mail adresinizi yazmanız yeterli

20 Mart 2011

Bilinçaltının Gücü



Bilinçaltının Gücü kitabından okurken önemli gördüğüm yerleri bu yazıda bir araya getirmeye çalıştım.Paragraflar birbirinden farklı konularla birbirine bağlanmış olsa da anlam bütünlüğü açısından kitabın geneline uygun şekildedir.

Birçok kişi, koşul ve durumları üzerlerinde çalışarak değiştirmeye uğraşır.Bu büyük bir zaman ve emek kaybıdır.
Koşulların bir nedenden kaynaklandığını göremezler.
Eğer kendinize sürekli buna param yetmez diyorsanız bilinçaltınız sözünüzü dinler.
İstediğiniz şeyi alabilecek durumda olmayacağınıza inanır.
Siz o eve,arabaya,tatile param yetmez demeye devam ettikçe bilinçaltınızın emirlerinize uyacağından emin olabilirsiniz.
Hayatınız boyunca bütün bunların yoksunluğunu çeker ve koşulların bunu gerektirdiğine inanırsınız.
Bu koşulları olumsuz reddedici düşüncelerinizle sizin bizzat yarattığını fark etmezsiniz.

Yaşadığınız her şeyi inançlarınız aracılığıyla bilinçaltınıza ilettiğiniz düşünceler nedeniyle yaşarsınız.

Başkalarının telkinleri tek başına sizin üzerinizde bir güce sahip değildir.Böyle bir gücü sizin düşünceleriniz aracılığıyla vermeniz halinde kazanırlar.
Sizin zihinsel olarak buna rıza göstermeniz gerekir.Düşünceyi benimsemeniz ve kabul etmeniz gerekmektedir.
Bu noktada telkin sizin kendi düşünceniz olur ve bilinçaltınız bunu deneyime dönüştürmek için çalışır.

Bilinçaltınızın mucizeler yaratma gücünü uyumadan önce ona gerçekleştirmek istediğiniz belirli bir şeyi ifade ederek keşfedebilirsiniz.
 Bilinçaltınız ona ilettiğiniz her şeyi gerçek kılmaya çalışacaktır.
Bu nedenle ona doğru fikirler ve yaratıcı düşünceler iletmeniz gerekir.

Benimsediğimiz olumsuz fikirlerle kendimizi incitiriz.
Öfke,korku,kıskançlık ve kin duyarak kendinizi kaç kez yaraladınız?
Bunlar bilinçaltınıza giren zehirlerdir.
Siz bu olumsuz tutumlarla doğmadınız.
Bilinçaltınıza hayat dolu düşünceler iletin ve oraya yerleşen bütün olumsuz kalıpları silin.
Siz bunu yapmaya devam ettikçe geçmiş silinecek ve artık hatırlanmayacaktır.
Zihninizi sürekli olumlu fikirlerle besleyerek değiştirirseniz bedeninizi de değiştirebilirsiniz.
İyileşmenin temeli budur.

Hastalıkların kaynağı zihindedir.
Zihinsel bir kalıpla bağlantılı olmadığı sürece bedende hiçbir şey ortaya çıkmaz.

Tek bir iyileştirme süreci vardır o da inançtır.
Tek bir iyileştirici güç vardır o da bilinçaltınızdır.
Sizi iyileştiren şeyin ne olduğunu araştırın.
Bilinçaltınıza ilettiğiniz doğru yönergelerin zihninizi ve bedeninizi iyileştirdiğini fark edeceksiniz.

Üzüntü,endişe,korku ve depresyon kalbin,ciğerlerin,midenin ve bağırsakların normal fonksiyonlarına müdahale edebilir.

Tıp toplumu strese bağlı hastalıkların ne kadar ciddi olduğunun farkına yeni yeni varmaya başladı.
Bunun nedeni bu düşünce kalıplarının bilinçaltının uyumlu çalışmasına müdahale etmesidir.
Kendinizi zihinsel ve fiziksel olarak rahatsız hissettiğinizde yapabileceğiniz en iyi şey kendinizi serbest bırakmak,gevşemek ve düşünce süreçlerinizin tekerleklerini durdurmaktır.
Bilinçaltınızla konuşun.Ona huzuru,uyumu ve ilahi düzeni benimsemesini söyleyin.

İnanç,bilinçaltındaki düşüncedir.
Bir şeyi doğru kabul etmek anlamına gelir.Kabul edilen düşünce kendini otomatikman uygulamaya koyar.
Sağlık fikrini bilinçaltına iletmenin bir başka harika yolu disiplinli ve sistemli hayal kurmadır.İnandığınız sürece istediğiniz her şeyi elde edersiniz.

Bilincinizi en iyiye yönelik beklentilerinizle meşgul edin.
Böylece bilinçaltınız sadakatle alışageldiğiniz düşünme biçimini yeniden oluşturacaktır.
Mutlu sonu sorunlarınızın çözüldüğünü hayal edin.
Başarının heyecanını hissedin;bilinçaltınız hayal ettiklerinizi ve hissettiklerinizi kabul edecek ve bunları gerçek kılmaya çalışacaktır

Eğer sürekli ağrılarınıza ve semptomlarınıza isimler veriyor ve bunlar hakkında konuşuyorsanız,onlara sizin üzerinizde güç sahibi olma hakkı tanırsınız.
Olumlamak öyle olduğunu söylemektir.
Zihnin bu tutumunu doğru kabul ettiğiniz sürece bunun aksi yönündeki bütün etkenlerden bağımsız olarak dileklerinizin gerçekleştiğini görürsünüz.

Bilinçaltınız sizinle önseziler,dürtüler,sezgiler,tutkular ve fikirler aracılığıyla konuşur.

Hasta olmak anormaldir.
Hastalık durumu,hayatın akıntısına karşı hareket ettiğiniz ve olumsuz düşündüğünüz anlamına gelir.

Peki dileklerinizin istediğiniz gibi karşılık bulmadığını fark ederseniz,ne olur o zaman ? Böyle bir başarısızlığın temel nedenlerini anlamalısınız.
Bu nedenler güven eksikliği ve çok fazla çabadır.
Kuşkular ve tereddütler dileğinizin gerçekleşmesini engeller.
Duruma ve koşullara bu da geçecek deyin.

Parayla ilgili inançlar

Maddi zorluklar yaşıyorsanız,iki yakanızı bir araya getirmeye çalışıyorsanız bu bilinçaltınızı her zaman bol paranız olacağı,bir kısmını biriktireceğiniz konusunda ikna etmediğiniz anlamına gelir.
Bilinçaltı sıradan sözcük ve ifadeleri değil,sizin gerçekten doğru olduğuna inandıklarınızı kabul eder.

Eğer hayatınızda sürekli dolaşan yeterince paranız yoksa köklü bir sorununuz var demektir.
Parayı asla kötü ve pis olarak görmeyin.
Bunu yaparsanız paranın kanat takıp uçarak sizden uzaklaşmasına neden olursunuz.
Yargıladığınız şeyleri kaybedeceğinizi unutmayın.

Para elimin kiri yada paraya zerre kadar önem vermiyorum ifadelerini asla kullanmayın.
Eleştirdiğiniz şeyleri kaybedersiniz.
Para kendi başına iyi yada kötü değildir;sizin düşünceniz onun iyi mi yoksa kötü mü olduğunu belirler.

Başarının ilk önemli adımı yapmayı sevdiğiniz şeyi bulmak sonra da bunu yapmaktır.
Başarının ikinci adımı,belirli bir iş dalında uzmanlaşmak ve bu alanda üstün olmaya çalışmaktır.
Üçüncü adım, yapmak istediğiniz şeyin sadece sizin kendi başarınıza katkıda bulunmadığından emin olmalısınız

Unutmayın şükran dolu bir kalp her zaman evrenin zenginliklerine yakındır.

Aradığınız şeyin de sizi aramakta olduğunu unutmayın.

Eğer bir amacı net bir şekilde hayal ederseniz,bilinçaltınızın mucizeler yaratan gücü sayesinde ihtiyaç duyduğunuz her şey size sunulur.
Zor olacağını düşündüğünüz bir karar vermek zorunda kaldığınızda yada sorununuzun çözümünü göremediğinizde hemen bunun hakkında yapıcı bir biçimde düşünmeye başlayın.
Yol gösterme,bir duygu,içsel farkındalık ya da bildiğinizi fark etmenizi sağlayacak çok güçlü bir sezgi şeklinde olabilir.Bunu inançla takip edin.

Bilinçaltınız genellikle beklemediğiniz zamanlarda sorularınıza yanıt verir.
Yolunuzun üstündeki bir kitapçıya girip aradığınız sorunun yanıtını bir kitabın sayfalarında yada sokakta birileri konuşurken kulak kabarttığınızda bulabilirsiniz.
Yanıt beklenmedik zamanlarda türlü biçimlerde karşınıza çıkacaktır
Zihinsel tutumunuz (nasıl düşündüğünüz,hissettiğiniz,inandığınız) kaderinizi belirler.
Her gün birkaç kez sahip olduğunuz nimetlere şükredin.
Dahası aile üyeleriniz,iş arkadaşlarınız ve bütün insanların huzuru,mutluluğu,varlığı için minnet duyun.

Size nasıl davranılmasını istiyorsanız,başkalarına öyle davranmanız gerekir
Olumsuz enerji sizin canlılığınızı,coşkunuzu,gücünüzü,iyi niyetinizi çalar.
Bu olumsuz düşünce ve duygular bilinçaltınıza yerleştikçe hayatınızda her türlü zorluğa ve hastalığa yol açabilir.Başkalarına yaptığınız iyilikler size aynen geri döner.
Zihin yasası gereğince,yaptığınız kötülükler de geri dönecektir.

Eğer biri bir başkasına yalan söylüyor ve onu aldatıyorsa aslında kendine yalan söylüyor ve kendini kandırıyordur.Suçluluk ve kayıp duygusu bir gün bir şekilde kaçınılmaz olarak bu kaybı yaşamasına yol açacaktır.
Eğer ofisinizdeki  yada fabrikanızdaki herkes sizi rahatsız ediyorsa bu rahatsızlık ve huzursuzluk sizden gelen bilinçaltı bir kalıba yada yansıtmaya bağlı olamaz mı?

Başka birinin söylediği şeyler siz izin vermediğiniz sürece sizi kızdıramaz ve rahatsız edemez.
Bir başka kişinin sizi üzmesinin tek yolu sizin kendi düşüncenizdir.

Ne kadar çok sevgi verir ve yayarsanız o kadar çok sevgi size geri döner.
Herkesin sevilmek ve takdir edilmek istediğini unutmayın.Herkesin dünyada önemli olduğunu hissetmeye ihtiyacı vardır.
Nefret dolu,öfkeli,bozulmuş kişilik sınırsız güçle uyum halinde değildir.
Bu kişi huzurlu,mutlu ve keyifli insanlara öfke duyar.Nefret dolu ve öfkeli bir düşünce,zihinsel bir zehir gibidir.
Başkaları hakkında kötü şeyler düşünmeyin çünkü bunu yaparsanız kendiniz hakkında kötü şeyler düşünmüş olursunuz.Evreninizdeki tek düşünür sizsiniz ve düşünceleriniz yaratıcıdır.

Yaptığınız iyilik,sergilediğiniz kibarlık,gösterdiğiniz sevgi ve iyi niyet size pek çok farklı şekilde geri dönecektir.

Tıpkı hayvanların korku sinyallerini almaları gibi birçok insan da hassastır.Sakladığınızı sandığınız düşünceler sesinizle,mimiklerinizle ve beden dilinizle yayılır.

Başkalarının başarısından,terfisinden,şansından keyif alın.Bunu yaparsanız siz de şansı kendinize çekmiş olursunuz. 
Başkalarını affetmek,zihinsel huzur ve sağlık için gereklidir.
Eğer sağlıklı ve mutlu olmak istiyorsanız sizi incitmiş olan herkesi affetmelisiniz.

Kendi zihninizin yaratıcı yasasını anladıktan sonra, hayatınızı mahvettikleri için başka insanları ve koşulları suçlamaktan vazgeçersiniz.

Hayat kimseyi kayırmaz.kimseye torpil yapmaz.
Onun için kimse özel değildir;sağlık keyif huzur prensiplerinin safına geçtiğinizde size iyilik yapar.
Hayat hiçbir zaman hastalık,rahatsızlık,kaza yada acı göndermez.
Ne ekersen onu biçersin yasasına göre bunları başımıza olumsuz ve yıkıcı düşüncelerimizle kendimiz getiririz.

Suçluluk duygusu hayata dair yanlış bir kavramdır.
Hayat sizi cezalandırmaz yada yargılamaz.
Bunu yanlış inançlarınızın,olumsuz düşüncenizin ve kendinizi yargılamanızın bilinçaltı etkileri ile siz kendinize yaparsınız.

Eğer biri sizi eleştirirse ve bu hatalar sizin içinizdeyse sevinin,teşekkür edin ve yorumlarını takdir edin.Bu size hatayı düzeltme fırsatı verir.

Rehberlik ve doğru eylem için dua ettiğinizde geleni kabul edin.Bunun iyi,çok iyi olduğunu fark edin.Bu durumda kendinize acıma,eleştiri ve nefret için hiç neden kalmaz.

9 Mart 2011

Burns Depresyon Ölçeği

Niye depresyona gireriz? Düşüncelerimiz yüzünden mi yoksa duygularımız yüzünden mi?
Bu soru ne biçim bir soru diyorsunuz değil mi?

Şu biçim bir soru... Önce düşünceleriniz bozulup sonra mı depresyona giriyorsunuz?
Yoksa önce duygularınız genetik, fizyolojik nedenlerle bozulup sonra mı düşüncelerinizle baş edemez hale geliyorsunuz?

Bu iki soru depresyon tedavisinde iki farklı ana damarı ortaya çıkarmıştır. Biri önce duyguları etkileyip sonra düşünceleri değiştirmeye çalışan ilaçlı tedavi, diğeri önce düşünceleri sonra duyguları onarmaya çalışan ilaçsız tedavi...

Kişisel olarak tercihim hep ikinci damardan yanadır. Düşüncelerin gücüne, düşüncelerle duygu durumunun düzeltileceğine inanırım.

Amerikalı psikiyatrist Dr. David Burns de yaptığı klinik deneylerle bilişsel terapinin işe yaradığını 1980’li yıllarda kanıtlamıştır. Klinik sonuçlarını da "Feeling Good" (Kendini İyi Hissetmek) kitabında açıklamıştır. Geç de olsa bu kitap Dr. Alp Karaosmanoğlu tarafından kısa süre önce Türkçe’ye çevrildi. Çok da iyi bir çeviri...

10 DÜŞÜNSEL ÇARPITMA

Dr. Burns’ün kitabının başında çok güzel bir depresyon testi var. Kendinize uygulamanız için bu testi bugün olduğu gibi veriyorum. Kendini iyi hissetmek, mutlu hissetmek... Hayata pozitif gözle bakıp yaşamdan tat almak çok güzel bir şey. Ama önce depresyon seviyemize bir bakmamız lazım.


Peki düşüncelerinizi nasıl eğiteceksiniz? Burns onu da söylemiş. Burns’e göre depresyonun temelini teşkil eden on düşünsel çarpıtma şunlar:

"Hep ya da hiç düşüncesi, aşırı genelleme, zihinsel filtreleme, olumluyu geçersiz kılma, sonuçlara atlama, büyütme ve küçültme, duygusal kararlar, -meli -malı cümleleri, etiketleme ve kişiselleştirme."

Bu çarpıtmaların nasıl üstesinden geleceğiniz konusu ise biraz uzun bir konu. Onu da size bırakıyorum.

Hafta sonu alın Burns’un kitabını güzel güzel çalışın, kötü düşüncelerden kurtulun. Beni dinlemeyecekseniz kafayı yemeye devam...

Ölçeğin uygulanması

Testi yanıtlarken geçen hafta içinde bugünü de dahil ederek her belirtiyi ne kadar yaşadığınızı ilgili kutuya çarpı koyarak belitiniz. Sonra 25 madde için aldığınız puanları toplayınız. Burns’e göre eğer puanınız 10’un üzerinde ise depresyonun üstesinden gelmek için düşüncelerinizin farkına varmanız, bunu tek başına yapamıyorsanız mutlaka bir profesyonele gitmeniz gerekir. İntihar eğiliminde olanların ise hemen bir ruh sağlığı uzmanına başvurması gerekiyor.

0-Hiç

1-Biraz

2-Orta derecede

3-Çok fazla

4-Aşırı derecede

Düşünceler ve Duygular

1. Üzüntülü ya da neşesizim.

2. Mutsuz ya da umutsuz hissediyorum.

3. Ağlama nöbetleri var ve ağlamaklıyım.

4. Cesaretsiz hissediyorum.

5. Çaresiz hissediyorum.

6. Özgüvenim düşük.

7. Değersiz ve yetersiz hissediyorum.

8. Suçluluk ya da utanç duyuyorum.

9. Kendimi eleştiriyor ya da suçluyorum.

10. Karar vermede güçlük çekiyorum.

Aktiviteler ve Kişisel İlişkiler

11. Aile, arkadaşlar ve iş arkadaşlarına yönelik ilgi kaybım var.

12. Yalnızlık çekiyorum.

13. Aile ya da arkadaşlarla daha az zaman geçiriyorum.

14. Motivasyon eksikliği duyuyorum.

15. İşte ve diğer aktivitelerde ilgi kaybım var.

16. Yaşamdan zevk almıyorum, tatmin olamıyorum.

17. İş ve diğer aktivitelerden kaçınıyorum.

Fiziksel Belirtiler

18. Yorgun hissediyorum.

19. Uykuya güç dalıyorum ya da çok fazla uyuyorum.

20. Azalmış ya da artmış iştahım var.

21. Cinsel istek kaybım var.

22. Sağlığım hakkında endişeleniyorum.

İntihar İsteği

23. İntihar düşüncem var.

24. Hayatımı sona erdirmek istiyorum.

25. Kendime zarar verme planım var.

Kaynak : Ali Atıf Bir / Hürriyet

Kaynak : Ali Atıf Bir / Hürriyet

6 Mart 2011

Üniversite son sınıf öğrencisi

Üniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından kalınca doğru hocasına gider:
-'Siz sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve beni cezalandırıyorsunuz. İşin bu yanını hiç düşündünüz mü?'
-'Tabii düşündüm. Hocanın görevi bilgiyi ölçmek, yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?'
-'İyi. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben size soracağım.
Doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sınıfta kalacağım. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sınıfı geçirteceksiniz.
(Hocanınkeyfi yerinde. Teklifi kabul eder.) Ve öğrenci sorar:
-'Yasal olup, mantıklı olmayan nedir? Mantıklı olup, yasal olmayan nedir? Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?'
Hoca uzun uzun düşünür ama cevabı bulamaz. İddia gereği öğrencisine iyi not vererek sınıfı geçirir. Ama aklıda soruda kalır.
Sonunda sınıfın en iyi öğrencisini çağırır, olayı anlatır ve sorunun yanıtını bilip bilmediğini sorar. Öğrenci hemen cevap verir:
-'Siz 65 yaşındasınız ve 23 yaşında bir kadınla evlisiniz. Bu yasal ama mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir sevgilisi var.
Bu mantıklı ama yasal değil. Siz karınızın sevgilisini, zayıf alıp sınıfta kalması gerekirkeniyi not verip mezun ediyorsunuz.
Bu da ne mantıklı, ne de yasal.'

4 Mart 2011

Axolotl Mucizesi


Meksika'da bir gölde yaşayan 'axolotl' adlı kertenkele türü, kalbi dahil tüm organlarını yenileyebiliyor. 'Axolotl'un sırrı 15 yıl içinde çözülecek...

'Axolotl', Meksika'nın Xochimilco Gölü'nde yaşayan bir tür 'su kertenkelesi'.

Erişkin halinde en çok 25 santimetre boya ulaşabilen bu son derece ilginç canlının, müthiş bir de özeliği var. 'Axolotl', diğer kertenkelelerdeki gibi sadece kuyruğunu değil, bacağı, gözü, hatta kalbi dahil birçok organını birkaç gün içinde yenileyebiliyor. Kalbi veya başka bir organı herhangi bir şekilde işlevini yitirdiğinde, 'axolotl', aynı bölgedeki hücrelere yenilenmeleri için sinyaller gönderiyor. Salgılanan hormonlar, sağlam hücreleri hasar gören hücrelere yönlendirerek, o bölgedeyi onarıyor.

'Axolotl'un bu müthiş özelliğini keşfeden bilim dünyası da, kendini adeta yeniden yaratabilen bu hayvanı inceleme altına aldı. 'Axolotl'da ölümsüzlüğün sırrının yattığını düşünen Alman Max Planck Enstitüsü, mucize hayvanın araştırılması için bütçe ayırdı. Dresden'deki enstitüde görevli araştırmacı Elly Tanaka, 'axolotl'un biyolojik sırrının çözülmesinin 10 - 50 yıl sürebileceğini söyledi.




Kaynak : Milliyet

Pozitif Bahçıvan

Seyahatten dönen ev sahibi havaalanından bahçıvanına telefon açmış, konuşuyorlar:
- Nasıl, her şey yolunda mı?
- Yolunda... Küreğin sapı kırıldı, şu anda onu tamir ediyordum.
- Neden kırıldı?
- Köpeğinize mezar kazarken zorlamışım, ondan kırıldı.
- Nee! Köpeğim mi öldü?
- Maalesef havuza düştü?
- Benim köpeğim çok iyi yüzerdi; havuzda nasıl ölür?
- Havuzun suyu boşalmıştı, atlayınca betona çakıldı.
- Havuzu yeni doldurtmuştuk, neden boşalttınız?
- İtfaiyeciler evdeki yangını söndürürken ilave suya ihtiyaç duydular.
- Neee evde yangın mı çıktı?
- Evet efendim. Annenizin vefatı dolayısıyla taziyeye gelenlerden biri yanık sigara bırakmış.
- Annem mi öldü? Yahu kadın daha iki hafta önce sapasağlamdı?
- Haklısınız da.Yatak odanızda karınızla en yakın arkadaşınızı aynı yatakta görünce kalbine inmiş.
- Yahu hiç pozitif bir haber yok mu adam sende?
- Var efendim... Geçen gün siz AIDS testi yaptırmıştınız ya
Sonucu geldi, pozitif.

3 Mart 2011

Bir Fransız'ın trajikomik intihar girişimi

1998 de bir Fransız oldukca karmaşık bir intihar girişiminde bulundu.
Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bir ip bağladı,
ipi de büyük bir kayaya bağladı. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi.
Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ateş etti!
Ama devamı daha ilginç. Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti böylece adam asılı kalmadı ve suya düştü.
Soğuk su, adamın yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı aynı zamanda onu şoka sokarak yuttuğu zehiri kusmasını sağladı.
Sudan bir balıkçı tarafından çıkarılıp hastahaneye götürülen adam orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi)den dolayı öldü.

2 Mart 2011

Bir Gün İnsan Virgülü Kaybetti!

 
 "Bir gün insan "virgül"ü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitlesince, düşünceleri de basitleşti.

Bir başka gün "ünlem isareti"ni kaybetti. Alçak sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya basladi. Artik ne bir şeye kızıyor, ne de bir şeye seviniyordu.

Bir süre sonra, "soru işareti"ni kaybetti ve soru sormaz oldu. Hiç bir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne evren ne dünya, ne de kendi apartmanı umrundaydı..

Bir kaç yıl sonra "iki nokta üst üste isareti"ni kaybetti. Ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.


Ömrünün sonlarına doğru elinde yalniz "tırnak işareti" kalmıştı. Kendine özgü tek bir düşüncesi yoktu. Son "nokta"ya geldiginde, düşünmeyi ve konuşmayı unutmus durumdaydı."
 
A.    Kanevski

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More