Yeni eklenen yazıların mailinize gelmesi için mail adresinizi yazmanız yeterli

16 Eylül 2009

Super size me

Amerikalıların en büyük sorunu olan obezite konusunu incelemek isteyen Morgan Spurlock, kendisini denek olarak kullanarak ülkeyi dolaşarak "fast food" yemeye başlar.
Spurlock, fast food'un insanlar üzerindeki etkisini görebilmek için, günde 3 öğün sadece ve sadece McDonal's'larda beslenmeye başlar.
Yiyebileceği ve içebileceği şeyler sadece McDonald's menüsündekilerle sınırlıdır.
1 ay boyunca bu diyeti uygulayan Spurlock, kısa zamanda fiziksel ve psikolojik olarak
etkilenmeye başlar.

Fast food yemeye başlamadan önce doktorların yaptığı testler sonucunda son derece sağlıklı olan Morgan,kendi sağlığını ve hayatını tehlikeye atma pahasına bu belgeseli çekmiş.
Belgeselin, adını , amerikadaki mcdonaldsların menülerindeki yer alan en büyük boy seçenek anlamına gelen super size koymuş.
Belgeselde sadece mcdonaldslarda değil amerikadaki okulların yemekhanelerinin bir çoğunda da öğrencilere fast food yiyecekler verildiğini görüyoruz.
Sağlıksız olduğı herkes tarafından bilinen bu tip yiyecekler amerikadaki yemek şirketlerinin lobi çalışmalarıyla yaptıkları baskı sonucunda hükümet tarafından destekleniyor.
Fast food zincirleri,öncelikle çocukları hedef alarak hem menülerde çeşitli oyuncaklar vererek hem de restoranların bahçelerinde yer alan oyun alanlarıyla çocukları cezbediyor.
Böylece yetişkin müşteriler kendileri istemese bile çocuklarının isteğiyle fast food restoranlarına gitmek zorunda kalıyor.

Mc donalds müşterilerinin %20 si haftada bir kez gelen ağır müşteriler %70 isiyse haftada birkaç gelen çok ağır müşterilerden oluşmaktaymış.
Bunun nedeni ise Mc donalds'ın ürünlerinde bağımlılık yapıcı maddeler kullanması.
Bu da besinlerin gıda değerlerinin azalmasına neden oluyor.Böyle olunca da ne kadar çok yerseniz yiyin daha fazlasını yemek istiyorsunuz.

Mcdonalds sistemi, iş modeli olarak gerçekten çok iyi işleyen bir model.
Mcdonaldlaşmanın boyutlarını daha önceki yazımda ele almıştım.
Konuya ilgili olarak George Ritzer'in yazmış olduğu Toplumun Mcdonaldlaştırılması kitabını mutlaka okumanızı öneririm.
Mcdonalds sisteminin sadece beslenme alanında değil giyimden sağlığa kadar hayatımızın diğer alanlarını da nasıl etkisi altına gösteren çok güzel bir kitap.

Belgesele dönecek olursak,Morgan, 30 gün boyunca her gün sabah, öğle ve akşam yemeklerini mcdonalds'tan yiyor.Bu şekilde ilk günlerde hızlı bir kilo artışı yaşarken son haftada ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor.
Karaciğeri iflas etme noktasına geliyor.Doktorlar bu durumun daha önce sadece aşırı alkol tüketen insanlarda gördüklerini söyleyerek bunun mc diyetiyle nasıl olduğuna anlam veremiyorlar.
Ayrıca tüm vücut fonksiyonları kötüye gitmeye başlıyor ve doktorlar bu diyeti sürdürmesi durumunda ölmesinin kaçınılmaz olduğunu söylüyorlar.

Belgeseli daha da fazla anlatmak istemiyorum size de birşeyler kalsın :)
Kısaca bu belgeseli izleyin ve izlettirin.

Belgesel hakkında detaylı bilgi için tıklayın


14 Eylül 2009

Flash player sorunu

Dün bilgisayara format attığım için tüm sistemi baştan yüklemem gerekti.
Sistemi işler hale getirdikten sonra flashla yapılmış videoları izleyebilmek için gerekli olan adobe flash player'ı da kurdum.
Daha sonra windows live messenger yükledim.
Flash player'ın en güncel versiyonunu indirip kurmama rağmen windows live messenger bunun eskimiş olduğunu iddia etti.
Flashla ilgili bir yükleme sitesine yönlendirip ordan indirip sorunu çözeceğimi söyledi fakat bu işe yaramadı.
Flash player'ın güncel versiyonunu daha önce indirip kurmuş olmama rağmen bir kez daha indirip kurdum fakat sonuç değişmedi.

En sonunda google'da bir araştırma yapayım dedim ve sorunun çözümünü buldum.
Flash player eksik yada hatalı kurulduğunda bu tip sorunlar kaçınılmazmış.
Şu adresteki uninstaller ile flash player'ı silip güncel versiyonu tekrar yüklediğimde hiçbir sorun kalmadı.

13 Eylül 2009

Sebastian's Voodoo

Fedakarlık üzerine bol ödüllü 4 dakikalık bir animasyon...


12 Eylül 2009

Elektronik firmalarının isimleri nereden geliyor ?

Wall Street Journal'de yayınlanmış olan bu yazının orjinalini buradan , Pc Labs'da yer alan düzenlenmiş türkçe versiyonunu buradan okuyabilirsiniz.

Apple
Steve Jobs ve Steve Wozniak ilk bilgisayarlarını yaptıklarında isim bulamazlar ve 1 saat içerisinde (bu süre belki daha farklı olabilir) beğendikleri bir isim bulamazlarsa kötü de olsa akıllarına ilk gelen ismi koymayı kararlaştırıyorlar.
Bir süre sonra Steve Wozniak eline bir elma alip ısırınca, bilgisayarin ismi belli oluyor.
Aradan zaman geçip Apple II'yi yapip şirket kurduklarinda da şirketin logosu da hazır oluyor. Isırılmış elma.

Türk şirketlerinin isimlerinin hikayesini de aşağıda bulabilirsiniz.

YUMATU - yusuf- mahmut-tuncer

RODİ - Ramazanoğulları dikim işletmesi

ALFEMO - Ali Feyyaz mobilya

DYO- Durmuş Yaşar ve Oğulları

AKBANK:

İlk zamanlar pamuğun beyazlığından dolayı AK, bankadan BANK aldıklarını ve birleştirdiklerini düşünüyordum fakat aslında Adana' dan A, Kayseri' den K, bankadan da BANK alıp birleştirerek AKBANK' ı bulmuşlar yani AKBANK = Adana-Kayseri Bankası.

BEKO'nun tarihçesinden alıntı:

"Türkiye'nin yeni yeni sanayileşmeye başladığı 1950'li yıllarda, Koç Holding'in kurucusu Vehbi Koç, Türkiye'ye döviz kazandıracak bir ürün arayışındaydı.

O yıllardaki ülke koşulları çerçevesinde, bir salça ve konserve fabrikası yatırımı için bu alanda tecrübe sahibi olan Bejerano ile ortaklık kurdu. 1954'te kurulan şirketin ismi, Bejerano'nun ve Koç'un ilk iki harflerinin birleşmesiyle Beko olarak tescil edildi."

Bogazici bilgisayar ise Bogazici üniversitesi mezunu mühendislerin kurdugu bir sirket, isim olarak üniversitelerinin adini aliyorlar.
Zaten Bogazici cok üretken bir üniversite ve mezunlari dayanismaci davraniyorlar.
Sanat dalinda bile ismi kullaniliyor: Bogazici Gösteri Sanatlari Toplulugu (nam-i diger kardes türküler)


11 Eylül 2009

Harici Disk kullanımı

Son zamanlarda bilgisayarımızın diskinde bulunan dosyaların boyutlarının büyümesi, oyun,müzik,film gibi içeriklerin daha fazla yere ihtiyaç duyması,Mevcut verilerin yedeklenmesi ve başka bir bilgisayara taşınması gibi nedenlerden ötürü harici disk kullanımı kaçınılmaz hale gelmiştir.

Özellikle disk kapasitelerinin de sürekli artmasıyla birlikte fiyatlarının da düşmesi hemen hemen her pc kullanıcısını harici bir disk almaya yöneltmiştir.
Kendinize uygun modeli seçtikten sonra verilerimizi bu disklere kopyalarken dikkat etmemiz gereken bazı önemli noktalar vardır:
Diskimizi aldıktan sonra yapmamız gereken ilk iş kullanım amacımıza göre diski bölümlere ayırmaktır.
Diski bölümlere ayırmak diskle ilgili defrag gibi işlemlerde bize zaman kazandıracaktır.
Bu işlemin nasıl yapılacağını buradan öğrenebilirsiniz.

Bir de periyodik olrak harici disklerimizde yapmamız gereken uygulamalar var.
Bunlardan ilki dosya temizliği.
Harici HDD'lerimizi ayda bir iki kez disk temizlemeden geçirmeli, dosya kalıntılarından kurtarmalıyız.
Çünkü dosya kalıntıları kimi zaman sorun çıkartabiliyor.
Disk temizliğinden sonra disk birleştirme yapmalıyız.
Bu iş için defraggler kullanabiliriz.
Parçalar halinde bulunan dosyaların birleştirilmesi diskimizin hızını artıracaktır.
En önemlisi de hata denetleme.
Windows üzerinden harici HDD nize sağ tık/özellikler/araçlar/hata denetlemeden yapabilirsiniz.

Blog nasıl açılır ?

Blog açmak istiyor fakat nerden başlayacağınızı bilmiyorsanız bu video tam size göre.
Gmail hesabınız varsa sizden istenen bilgileri girmekten ibaret olan basit birkaç adımdan sonra blog dünyasına adımınızı atmış olacaksınız.
Blogunuzu açıp yazılarınızı gönderebilmeniz için çok iyi bir pc kullanıcısı olmanız şart değil.
Temel özellikleriyle blogger başlangıç için size fazlasıyla yeterli olacaktır.
Bu işi hobi amaçlı yapacaksanız daha ileri düzeydeki özelliklere ilk etapta ihtiyaç duymayacağınızı söyleyebilirim.

İnternette temel blogger tasarımına sahip olan ve içeriğindeki yazılarla geniş kitleleri peşinden sürükleyen bloglar mevcut.O yüzden işin başındayken ekstra özellikleri bulunan blogları görüp de benim blogum hiç bir zaman bu kadar iyi olamaz düşüncesiyle baştan pes etmeyin.
Blogunuzu kaç kişinin takip edeceğini blog açmadan öğrenmeniz mümkün değil.
O yüzden bu işin başında fazla okurunuzun olmamasını kendinize dert etmeyin.
Takıldığınız noktalarda bana da sorabilirsiniz.

3 Eylül 2009

Sağlıklı PC kullanma

Monitör karşısında doğru oturma pozisyonu



Klavye ve mouse için doğru kullanma şekilleri

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More